“Ben kıyak emekli, Allah’a şükür!”

Geçmişte siyaseti takip edenler gayet iyi bilirler ki, rahmetli Erbakan Hocamızın eşi veya kızı bir yerde görünse ya da bir TV programına çıksa, yer yerinden oynardı. Kendini dindar zanneden kesimler tefe koyar, abarta abarta hatta iftira ederek haftalarca konuşur, yazar çizerlerdi.

Şimdilerde ne oldu bunlara? 16 yıldır bu ve bunun gibi konulara hiç temas etmiyor, olanları da hoşgörüyle karşılıyorlar. Mesela Sayın Cumhurbaşkanı’nın her yere eşiyle gitmesi, Trump’la yan yana poz vermesi, Erbakan Hoca döneminde garipsenir ve de seçim malzemesi yapılırdı. Şimdi ise hoşgörüyle hatta takdirle karşılanıyor. Bunu kınadığımız için söylemiyoruz. Lakin “bu değişkenlik neden ve niçin?” sorusunu sormadan da edemiyoruz. Toplumdaki İslam anlayışı mı, itikat mı, fıtrat mı, adama göre mi? Değişen ne acaba? Yoksa medyanın hoş gösterme başarısı mı?

 

 

Toplumun büyük ekseriyetini yakından ilgilendiren konuları gündemden çıkarıp, yapay gündemler oluşturarak, hayatı tozpembe göstererek, sıkıntıları unutturma çabaları geçici olarak belki bir rahatlık verebilir. Ama var olan problemleri çözmez. Tıpkı engellilerde olduğu gibi… Hani zaman zaman gündeme getiriyoruz ya, takip edenler için belki nakarat oluyor, gerçi nakaratı da pek sevmeyiz ama konu engelliler olunca, istisnai durum diye düşünerek hoşgörü bekliyoruz. Mesele şu ki; “bu yıl içinde yapılan E-KPSS sonuçlarına göre beş bin engelli memur ataması yapılacak” denmesine rağmen, söz konusu sınav sonuçlarına göre, bugüne kadar henüz bir atama yapılmamış ve ne zaman yapılacağı hususunda da herhangi bir belirti yok. Sınava girmiş engelliler haklı olarak soruyorlar, heyecanlılar. Çalışmak istiyorlar. Üretmek, kazanmak, başkasına muhtaç olmamak; herkesin olduğu gibi engellilerin de tabii haklarıdır. Sadece problem bu da değil. Daha nice çözülmesi gereken problemler var. Ulaşım ve erişimle alâkalı problemler hâlâ devam ediyor. Yerel yönetimler yükümlülüklerini halen yerine getirmediler. Kanun çıkalı tam 13,5 yıl oldu. Engelli araçlarının büyük şehirlerdeki otopark sıkıntıları çözülmedi, devam etmektedir. İşitme engellilerin, işaret dili tercümanı yetersizliğinden kaynaklanan sorunları, çalışmalar olmasına rağmen henüz bitmedi.

 

 

Bütün bunlara rağmen engellilerin spordaki başarıları, göğsümüzü kabartıyor. Ampute Milli Takımımızın dünya ikincisi olması, engelli camiasına gurur verdi. Verdi vermesine de maalesef medyanın gündeminde yeteri kadar yer bulmadı. Demek ki bu başarı, imkân verildiğinde daha neleri yapabileceklerinin ispatıdır. Diğer branşlarda da Avrupa ve dünya birinciliklerimiz var. Yerel yönetimler gerektiği kadar engelli sporlarına önem verir, altyapı çalışmalarını ve spor tesislerini engellilerin hizmetine sunarsa, bu tür başarıların daha çok olacağı hususunda kanaatimiz tamdır.

Diğer mağdur kesimlerin problemlerini de göz önüne alırsak, Türkiye gündeminde bunların olması gerekmez mi? Gündem olmak da yetmez. Çözüm üretmek, araştırmak, kanun yapmak, TBMM’nin asli görevlerinden değil midir? Ama gelin görün ki; kavgalardan, didişmelerden ve gereksiz atışmalardan vakit bulup da milletin hayrına olacak işlere kafa yormuyorlar.

Bir başka sorun da toplum bu 16 yıllık dönemde öyle bir hale geldi ki, ancak kendine ucu dokununca ve canı yanınca feryat ediyor. Başkalarının sıkıntılarına aldırmıyor, hatta görmezden geliyor.

Şairin dediği gibi:

“Hakkâri’de Hasan, Artvin’de Bekir,

Sürünsün, yerinsin neyime gerekir,

Ben kıyak emekli, Allah’a şükür…

Devletim sağ olsun, kuş var başımda…”

Burada şair ne demek istiyor? Devlet kuşu başına konmuş, yani vekil olmuş. Sonunda da kıyak emekli de olacak. Hayatı garanti. Başkasının derdiyle neden uğraşsın ki? Bizimki de laf mı? Her şey ayan beyan ortada. Memura, emekliye %4 zam öngörülürken, bir de kıyak emekliler için yapılan zamma bakın. Takdir sizin. Rabbim herkese akıl, şuur, izan ve iman ihsan etsin. Âmin. Vesselam…

İsrafil Bayrakçı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir