Milli Gazete tarihe not düştü Şakir Tarım

Bismillâhirrahmânirrahîm;
RAKİBİNE gol atan takımın taraftarlarının tezahürat yapmaları, sevinmeleri, alkışlamaları gayet tabiîdir. Peki, aynı tavrı rakibinden gol yiyen taraftarların göstermesi garabetine ne dersiniz? Türkiye İstanbul Sözleşmesi’yle bu “garabet”i yaşadı.
Millî Gazete, böylesine mantıksız, ülkeyi yok oluşa götürecek olaya el attı. İmzalanmasının 9. yılında, reklâmları da dâhil, sadece İstanbul Sözleşmesi gündemini öne çıkaran “özel bir sayı” yayınladı (11 Mayıs 2020). Türkiye’nin en seçkin ve sahasında uzman kalemleri konuyu değerlendirdiler. “Tarihî çağrı” yaparak “tüm yetkilileri göreve davet” ettiler: “İstanbul Sözleşmesi’ni yırtalım; Müslüman’ca bir sözleşme yapalım.”
Millî Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, “İstanbul Sözleşmesi ‘ailenin Sevr’idir. Kaybedilmiş bir meydan muharebesi bile ancak bu kadar yıkıcı olabilirdi” şeklindeki genel değerlendirmesinde, oluşturulan “garabeti” ironik üslûpla anlattı:
“Ankara’da ‘AB Şöleni’ düzenlenmişti de, gündüz vakti havai fişek atılmıştı ya… İşte gündüz vakti o havai fişekleri attıran o coşkuyla, çılgın sevinçle karşıladık kendilerini. Hazretlerinin sayesinde vatan çocuklarını küffardan kurtardığımız gibi, memleketin kadınını da erkeğinden kurtaracaktık ne de olsa. (…) Bakmayın İstanbul ile nam salmasına, kendisi bizatihi Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ydi.”
Siyasi konulara girmemesiyle tanınan tefsir sahibi Mahmut Toptaş Hocaefendi, her gün birinin “ak” dediğine, öbürünün “kara” dediği ortalıktaki partilerin garabet tutumları karşısında stilini bozdu: “İstanbul Sözleşmesi Meclis’te grubu bulunan AKP, CHP, MHP, HDP’nin ittifakıyla çıkarılmış.”

AİLE BOMBALANIYOR
SÖZLEŞME’YE hanımların tepkisi büyük oldu. Ebru Asiltürk Hanım, “Bir toplumun ana karakterini, özgürlüğünü ‘aile yapısı’ oluşturur” diyerek garabeti özetledi: “Kadını ve erkeği birbirinin karşısında konumlandıran ve çatıştıran, kadın ve erkeğin birbirine karşıt olduğu üzerine temellendiren sözleşme!”
Yazı ve konuşmalarında 3 senedir “aile çöküyor” tezini işleyen Sema Maraşlı, “İstanbul Sözleşmesi’nin AB’ye girmek adına yürürlükte tutulduğunu” söyleyerek sordu: “Değerlerimizden koptuktan sonra AB’nin ne anlamı var ki?” Endişesi şu: “İstanbul Sözleşmesi’nde ısrarın geri planında bizim bilmediğimiz bir şey mi var?”
Merve Küçük Hanım da, “Sözleşmenin ülkemiz ve insanımızın değer kodlarını, inanç temellerini sarsacağını” belirterek sordu: “Ezildikten sonra kadın olsan ne olur, erkek olsan ne olur?”
İhsan Şenocak, sözleşmenin ortaya çıkardığı garabeti anlattı: “Bazı üniversiteler kız-erkek tuvaletlerini birleştirirken, bazı belediyeler kızlı-erkekli karışık evler/yurtlar açtı. Diziler, yarışma programları cinsler arasındaki farklılığı yok sayan formatta ekranlara taşındı.” Hüküm cümlesi şu:
“Cinsiyet üzerinden hayvanlar âleminde bile örneği olmayan iffetsiz bir hayatı meşrulaştıracak aileye ölümcül darbe vuran sözleşme hemen feshedilmelidir.”
Av. Mustafa Yaman, sözleşmeyle orijinali İngilizce olan metnin Türkçe çevirisinde değişiklik yapılmasının tam bir skandal olduğunu, Türkiye’nin aldatıldığını anlatarak; “Orijinalindeki ev içi şiddet (domestic violence) ifadesi ‘aile içi şiddet’ olarak; ev içinde (domestic unit) ifadesi ‘aile birliğinde’ gibi değişiklerle sözleşmenin halk üzerindeki travmasının hafifletilmeye çalışıldığını” belirtti.

Tam bir manifesto

MİLLÎ Gazete’nin İstanbul Sözleşmesi Özel Sayısı, konuyla ilgili bilinmeyenleri ortaya koyan “tam bir manifesto” özelliğinde!.. Sahasında uzman olan ilim adamlarının görüşleri alınmış. Sözleşmede geçen “cinsiyetsizleştirme” teorisine Prof. Dr. Nevzat Turhan şöyle cevapladı: “Biyolojik cinsiyet doğuştan gelir. Genetik dizilim olarak iki cinsiyet vardır: Kadın ve erkek… Yapılan genetik çalışmalarda üçüncü bir cinsiyetle ilgili bir biyolojik kanıt bulunamamıştır.”
Prof. Dr. Mehmet Halil Çiçek milletimizin bir zaafını vurguladı: “İdarecilerimiz namaz kılınca onların hata yapmayacağı algısına kapılıyorlar.” AB’nin tuzağını açıkladı: “AB bizim derdimize derman olamaz. İstedikleri sadece kimliğimizi yok etmek, bir sürü haline getirerek bizi sömürmektir.”
Prof. Dr. Burhanettin Can çözüm sundu: “Zina ve fuhşu yasal koruma altına alarak yaygınlaşmasına imkân sağlayan İstanbul Sözleşmesi ve onu referans alan tüm yasalar feshedilmelidir.”
Özel sayıda, sözleşmenin onaylandığı TBMM tutanaklarına da yer verilmiş. Burada, halkın önünde birbirine düşman kesilen AKP, CHP, MHP, BDP (HDP) dörtlüsünün birbirlerine iltifatlar yağdırarak Meclis’ten geçirilişini içiniz burkularak okuyacaksınız.
Not: Daha fazlasını İstanbul Sözleşmesi Özel Sayısı’ndan okuyabilirsiniz!
BİR ÖNERİ: 11 Mayıs 2020 nüshasını edinemeyen binlerce kişi Millî Gazete’den İstanbul Sözleşmesi Özel Sayısı talebinde bulundular. Böylesine önemli bir çalışma gazete sayfalarında kalmamalı. Güzel bir tasarımla kitaplaştırılarak yöneticilere, milletvekillerine, gazetecilere, siyasi partilere, üniversite camiasına, STK’lara ulaştırılarak insanımız uyarılmalıdır. Şakir Tarım