Bir garip anlayış!..

Yıllardan beri AK Parti’ye oy vermiş iki tanıdığın biriyle telefonda, diğeri ile de yüz yüze görüştük. İkisi de ekonomik gidişattan şikâyetçi idiler. Geçmişte birlikte çalıştığımız, zaman zaman görüştüğümüz kardeşimin şikâyetlerini dinledikçe bunca şikâyete rağmen bir seçim olsa oyunu nereye vereceğini merak ettim ama bir soru yöneltmedim. Ancak, bir süre sonra bu soruya kendisi cevap verdi. Verdiği cevaba geçmeden önce anlattıklarını kısaca aktarmak istiyorum. Birlikte olduğumuz yıllarda işi bırakarak ticarete atıldı. Kısa sürede işinde başarılı oldu. Bizler de dostlar olarak memnun olduk. Ancak, eskiden olduğu gibi sıkça görüşme imkânımız olmadı. Anladık ki ticari hayat insanların işleri dışında bir şeylerle ilgilenmesini genellikle engelliyor. Ama görüşemesek de dostluğumuz hep devam etti. Bu bakımdan koronavirüs salgınının hepimizi evlere hapsettiği günlerde eski dostların araması elbette insanı mutlu ediyor. Sanıyorum korona günlerinin yararlı tarafı da bu oldu.
Eski dost ile telefonda hâl hatır sorduktan sonra iş hayatı ile ilgili bir şeyler anlattı. Özellikle iktidara yönelik sert eleştirileri sıralamaya başladı. Söz gelimi iktidarın ekonomik durum ile ilgili açıklamaların gerçeği yansıtmadığını, iş hayatının giderek kötüleştiğini söyledi. İş yerini kapanmaktan kurtarmak için 30 çalışanının tazminatlarını ödeyerek çıkışlarını verdiği, bunu yapmadan önce elemanları ile bir toplantı yaptığını, onlarla anlaşarak çıkarma işine karar verdiğini belirtti. Kendisinin de günlerinin önemli bir bölümünü evde çocukları ile geçirdiğini söyledi. Ben de kendisine, uzun yıllardan beri çocuklarına yeterince zaman ayıramamış olacağını, salgının hiç olmazsa aile fertlerinin birbirlerine zaman ayırabilmelerine sebep olduğunu söyledim. Beni aradığında çocukları ile parkta olduklarını söyledi.
Bu arada muhasebecisinin şirket adına salgın sebebiyle iş çevrelerinin krize yuvarlanmaması için başlatılan destek kararlarının söylendiği gibi işlemediğini, söz gelimi 40 kişi çalıştıran bir iş yerine 15-20 bin lira gibi hiçbir derde derman olmayacak bir destek kredisi çıkartıldığını, onu da almadığını belirtti. Banka şubelerine destek için çok az para tahsis edildiğini, bunun da belli ilişkiler içinde olanlara ödendiğini söyledi. Yıllardır AK Partili olduğunu, oyunu da hep bu partiye verdiğini bildiğim için biraz şaşırdım, biraz da konuşmanın sonunun nereye varacağını merak etmeye başladım. Bu merakımın cevabını da ben sormadan kendisi verdi: “Bunlardan fayda yok ama ne yaparsın ki alternatif yok.” Bu yaklaşım benim için sürpriz olmadı. Çünkü geçmişte aynı siyasi çizgide olduğumuz ancak, uzun zamandan beri AK Parti’ye laf söyletmeyen pek çok kişinin son zamanlarda bizim eleştirmemize gerek bırakmadan en ağır eleştiri getirdiklerini biliyorum. Hatta zaman zaman tartıştığımız insanlar bugün benim bazen ağır bulduğum eleştirileri yapıyorlar ama sonunda sözlerini, “Ne yaparsın ki alternatif yok” diyerek tamamlıyorlar. Bir tipler AK Parti’yi oyları ile iktidara taşıdıkların, oyları ile de yeni alternatifler oluşturmalarının mümkün olduğunu düşünmek istemiyorlar.

Son günlerde bir başka tanıdık ile de iftardan sahura kadar ülkenin sorunlarını konuştuk. O da iş adamı. Yurt içinde ve dışında işler yapmış. Ancak, gelinen noktada işlerinin pek iyi olmadığını konuşmalarından anladığım arkadaş da, ülke ekonomisinin bittiğini, yöneticilerin yaptıkları açıklamaların gerçeği yansıtmadığını ısrarla vurguladı. Konuşmasının arasında geçmişte AK Parti’ye oy verdiğini belirttikten sonra ilk seçimde nereye oy vereceğini sormama fırsat bırakmadan ilk seçimde AK Parti’nin tek başına iktidar şansını yitireceğini belirttikten sonra, “Ama alternatif yok. Çünkü Erdoğan alternatif olma ihtimali olan hareketlere çengel attığını” söyleyerek, bunun örneklerini sıraladı.
Benzer çizgide bu iki insanın da ‘alternatif yok’ yaklaşımı ile bir mahkûmiyeti dile getirmelerini iyi niyetli bulmadım. Bunun için de kendilerine alternatif oluşturmanın ellerinde olduğunu, verdikleri oyu geri alırlarsa alternatifin oluşacağını hatırlattım. Belli ki, iktidar partisinin tabanı gevşemeye, kafalarda şüpheler oluşmaya başlamış. Bunu insan açıkça görüyor. Bu gevşeme biraz daha geliştiğinde bu insanlar alternatif olduğunu rahatlıkla göreceklerdir. Önemli olan yaşadıkları çelişkiyi görebilsinler.