Siyaset ahlak ister

Bismillahirrahmanirrahim;
âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Âlimler, ahlak ile siyaset arasındaki ilişkiyi, siyaset ilmi içinde ele almışlardır. Siyasetin ve siyasetçilerin, güzel ahlak, adalet, liyakat, doğruluk ve dürüstlük gibi uyması zorunlu esaslar vardır. Siyaset ahlakı, insanların siyasette nasıl davranacağının bilgisini verir. Ahlak olmadan siyaset kurumunu yaşatmak mümkün olmaz. Bilinen iyi ahlak kurallarına uyan siyasete, iyi siyaset, uymayan siyasete de kötü ve çirkin siyaset denir.

GÜZEL AHLAK
Peygamberimiz; “Şüphesiz ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim” buyurmuştur. Hz. Aişe’nin, Peygamberimiz için, “O’nun ahlakı Kur’an’dır” sözü; Kalem 4: “Şüphesiz sen, büyük bir ahlak üzeresin” ayetinin gereğidir. Güzel ahlak, imanın aynasıdır. Bakara 177: “İyilik; yüzlerinizi doğuya veya batıya çevirmeniz değildir. Ancak iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden, O’nun sevgisi ile malı yakınlara, yetimlere, düşkünlere, yolda kalmış olana, dilenenlere ve kölelere veren, namazı kılan, zekâtı veren, söz verdiklerinde sözlerini yerine getiren, darlıkta, hastalıkta ve savaşın kızıştığı anda sabreden kimselerin yaptıklarıdır. İşte bunlar doğru ve sadık olanlardır. Takva sahibi olanlar da bunlardır.” Bu ayet, ahlak ile iman arasındaki münasebeti ortaya koyar. Müslüman bir kişilik, ahlak ile iman arasındaki ilişkiyi dikkate alarak güzel ahlak sabi olur. Ahlakı güzel olmayanın imanı da sıkıntılıdır.
DOĞRULUK VE SİYASET
Modern batı toplumunda yalan, siyasette yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Onlar yalanla birlikte, kin ve nefret dilini kullanarak kutuplaştırmayı da bir yöntem olarak benimsemişlerdir. İslam bu yöntemi şiddetle reddeder. İslam; siyaseti yalan ve zulümle değil, doğruluk ve adaletle tanımlar. Siyaset ile güzel ahlak arasındaki ilişkisinin önemi düşünüldüğünde siyasetin doğru yapılması, yalandan arındırılması, yalanla anılmaması ve siyaset yapanların da yalana başvurmamalarının, toplumda işlerin iyi ve sağlıklı yürümesi için hayati derecede önemlidir. İsra 15: “Her kim iyiliği, güzelliği tercih ederek doğru yola yönelirse, ancak kendi iyiliği için yönelmiş olur ve her kim de kötülüğü, çirkinliği tercih ederek doğru yoldan saparsa, o da ancak kendi zararına sapmış olur. Dolayısıyla, hiç kimse bir başkasının günahını taşımayacaktır. Ve biz, iyinin ve kötünün ne olduğunu açıkça ortaya koyan bir Peygamber göndermedikçe, insanlara azap edecek değiliz.” Bir Müslüman siyasetçi, imanında ve Müslümanlığında samimi ise, asla yalan konuşmaz, adaletten ayrılmaz ve kibirli değil mütevazı olur. Yalana kulak verenleri Allah kınamıştır: Maide 41: “Ey Peygamber; ağızlarıyla ‘iman ettik’ dedikleri halde kalpleri iman etmemiş olanlardan ve Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesinler. Onlar sürekli yalana kulak veren, sana gelmemiş bir topluluğun hesabına casusluk yapan kimselerdir. Bunlar, sözlerin yerlerine konulmasından sonra onları değiştirirler. ‘Size bu verilirse alın, bu verilmezse o zaman sakının’ derler. Allah birini şaşırtmak isterse sen onun için Allah’a karşı bir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini arındırmayı dilemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik vardır. Onlara ahirette de büyük bir azap vardır.” Yalan ve hileler ile kazandığını zannedenlerin akıbeti dünyada rezil olmak, ahirette ise şiddetli bir azaptır.

İYİ SİYASET
İyi siyaset, adil olan, iyiliği emreden, kötülükleri yasaklayan, yönetimde sevgi ve şefkati esas alan siyasettir. İyi siyaset, güzel ahlak esaslarına uyarak yapılan siyasettir. Güzel ahlak bir vazife ahlakıdır, bunun da temelinde görevin Allah rızası için yapılma niyeti vardır. İnsan 8-10: “Kendilerinin ona sevgi duymalarına rağmen yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler. Biz size sadece Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve teşekkür istemiyoruz. Çünkü biz suratların asılacağı, zorlu bir gün dolayısıyla Rabbimizden korkarız.” Niyet güzel olunca siyaset de güzel oluyor. İslam’ca düşünenler için iyi siyasetin tek adresi Milli Görüş’tür. Bu görüşün kapısını tutan tek parti ise Saadet Partisi’dir. Şimdi burada başka bir şey daha söylemek gerekir. O da şudur. Kendisini muhafazakâr demokrat olarak tanımlayan AK Parti ise hangi siyaseti temsil ediyor. AK Parti kötülükleri emreden, iyilikler ile arasına mesafe koyan modern Batı’nın kötü siyasetini temsil ediyor. Bunun için Avrupa Birliği diyor, faizci kapitalist nizamı yürütüyor, İslam düşmanı ABD ve İsrail’i stratejik müttefik ediniyor. Kullandığı dil, müttefiklerinin benimsediği kin ve nefret dili oluyor. Biz bunu Ak Partiye ve dahi Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a icat edilmiş bir düşmanlıktan dolayı değil, onlara duyduğumuz sevgi ve şefkatten dolayı söylüyoruz. İslam inancımız, hakkı söylemeyi emrediyor. Bu erdemli davranışımız günün birinde mutlaka karşılık bulacaktır. “Önce ahlak ve maneviyat” olmadan hiçbir saadete ulaşamayız.

YANLIŞLAR
Malı gereksiz yere saçıp savuranlar, betona ve asfalta gömenler, şeytanın kardeşleri olmuşlardır. Cimrilik çök kötüdür, israf ise haramdır, insanı saadetten uzaklaştırır. İçki ve kumar şeytan işi pislik işlerdir, bunlar toplumu çürütür. Zina ve eşcinsellik çok kötü bir yoldur, bu yolun sonu felakettir. Faiz; iktisadi fesattır ve Yahudi vergisidir. Faiz, Allah ve Resulüne açılmış bir savaştır. Şeytan toplumları faiz ile çarpar. Ülkemizde yürürlükteki çağdaş vergilerin tamamı haksızdır ve zulüm vergileridir. Materyalist eğitim, başka bir kötülüktür. Ölçü ve tartıyı bozmak adaleti ortadan kaldırır. Yalan kulak vermek, yeryüzünde kabaran hindi gibi yürümek kazandırmaz kaybettirir. Siyasetçi, iyilikleri emreden, kötülükleri engelleyen, güzel ahlak, hizmet, merhamet, edep, hayâ, tevazu, adalet sahibi olmalıdır. Müslüman bir siyasetçiye, küfretmek, lânet okumak, alay etmek, kibirlenmek, kutuplaştırmak, yakışmaz. Kısacası siyaset ahlak ister. Selam hidayete tabi olanlara…
İsmail Hakkı Akkiraz