Sayın Cumhurbaşkanımıza İstanbul Bahaddin Elçi

Fuhuşla ilgili olarak; vahiyle konuşan Efendimizin (S.A.V) Ramuz ul Ehadis’ten (Fitneler) ne büyük felaket, afet, azap olduğu beyanı/haberlerinin numaralarını sunuyorum. (722, 723, 728, 1539) depremden, düşman istilasına kadar her belâ var. “Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak. Bunların en şerlisi/zararlısı da haramları helal, helalleri de haram sayanlardır…” (3213).

      Hakk’ın rızasını öncelememiz gerekiyor. Halkın rızası da olursa daha güzel oluyor. Anılan düzenlemelerde ikisi de yok. Bilmem hangi kriterler, kimin hukukuna/yoluna uyarlamalar var. Zaten tüm sıkıntıları biz, Batı hukukuna/yoluna uyabilme yanlış tercihimizden çekmiyor muyuz?

      O halde ikiyüz yıllık yanlıştan dönmemiz gerekiyor. Anlamalıyız ki, gittiğimiz istikamet yanlıştır/batıldır. AB evi de sağlam, güvenilir değildir; örümcek yuvası gibi çürük ve zayıftır (Ankebut/41). Onların velayetleri gibi yolları da batıldır, çıkmazdır. Ve yolların en doğrusu “tarik-i müstakim”dir; İslam’dır. Öteki yollar da şeytanidir/batıldır. (Fatiha/6-7) (En’am/153). Ve tekrar O’nun (c.c.) yoluna dönmedikçe O’ndan yardım da alamayız. İzzet de bulamayız (Nur/55). O’ndan yardım alınca da sıkıntılarımız/zilletimiz gider (Taha/124) (Şura/30) (Mücadele/5). İzzetimizin yolu (Nur/55) da “huzur, güven ve refah”ımızın yolu da (Nahl/112) gösterilmiştir. “Nereye gidiyorsunuz?” (Tekvir/26) (Bakara/170) ayetlerini çok düşünmeliyiz.

       Öncelikle ezelde Rabbimizle yaptığımız “kulluk sözleşmemizin”, “tevhidimizin” gereği olarak, buna aykırı düzenlemeler içeren İstanbul Sözleşmesi’ni çöpe havale etmenizi, ilgili benzeri düzenlemelerin de ayıklanarak bünyemize uyarlanmasını arz ediyoruz, umuyoruz…

      Halkı ötekileştirmeyin, tümünü kucaklayın. Nefret dilinden vazgeçin. Ötekilere (?) de adaletle davranın. Halkımızın değerlerini önemseyin. Bir kesimin değil, her kesimin/herkesin Cumhurbaşkanı olun. Halkın değerlerini korumak, adaletle muamele yapmak, kardeşliği, birliği sağlamak, ülkemizi mamur kılmak size yakışır. Takdir edilir ki, iktidarınız döneminde AB ile uyum çabaları çerçevesinde en önemli değerlerimizden aile, nesil, ahlak kavramlarımız örselenmiş, tahrif edilmiş ve bekamızı tehdit edecek boyutlara ulaşabilmiştir. Üstelik çıkartılan düzenlemeler ailemizi koruma/ıslah adı altında, iddiasıyla yapılmıştır. Yapılan iyi ve kötü icraatta öncülük ve yetkinin zatı âlinizde olduğu herkesçe biliniyor. Zinanın, lutiliğin, eşcinselliğin, LGBT vb. ileride telafisi mümkün olmayacak çapta zararlarla geleceğimizi tehdit eden tüm yasal düzenlemelerin, yeniden gözden geçirilerek bünyemize/değerlerimize uyumlu hale getirilmesini, öncelikle de İstanbul Sözleşmesi’nin feshinin sağlanması suretiyle bir nefes almamıza öncülük etmeniz nerdeyse halkımızın tamamına yakınının ortak dileği ve duasıdır. Konuyla ilgili olarak: “Yanlış yaptık, düzeltiriz”, “Nas değil, gereğini yaparız” sözleriniz beklentilerimizi güçlendiriyor.

      Allah-u Teala herkese gücünün yettiğini yükler; yetmediğini yüklemez. “Biz halk olarak size gücünüzü aşan yükler yükledik; böylece kendimize de size de zulmettik. Ancak sizin gücünüz, yetkiniz bizim temennilerimizi/taleplerimizi karşılamaya yeterlidir.” Hakkın ve halkın rızası bu konuda müşterek. Allah’tan yardım iste, al. O (c.c.) her şeye kâfidir.

       Hatasız, günahsız kimse yok. Siz de öyle. İstiğfar/özür ve tevbe de erdemdendir. Sizin iyilikleriniz de kötülükleriniz de katlanıyor. Hem Allah-u Teala’nın kulu olarak, hem de devletimizin başı olarak sorumluluklarınız çok büyük. Üstünüzdeki “ateşten gömlek” sizi yakabileceği gibi, ateşten de koruyabilir. Zulmün karanlığı/zindanı/ateşi veya adaletin ışığı/gülistanı… Üstelik dünyadaki tüm mazlum ve mağdurların gözü üstünüzde. Öncü olmanızı bekliyorlar. D-8 ile “yeni dünya düzeni”ni niçin biz kurmayalım? “Hasbiyallah” diyerek, O’nun kapısına dönelim ki kurtulabilelim, vesselam. En iyi dileklerimizle…