Karadayı niçin sessiz kaldı? Adnan Öksüz

28 Şubat darbesi… Refah-Yol üzerine oynanan oyunlar…

Dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı’nın geçtiğimiz günlerde ölümü üzerine bir kez daha gündeme geldi ve tartışıldı, malum karanlık süreç.

Karadayı’nın ölüm tarihi 26 Mayıs 2020 olunca, bir gün sonrası da Başbakan Adnan Menderes’in idam edilmesiyle sonuçlanan 27 Mayıs askeri darbesinin yıldönümüne rastlayınca daha farklı bir mecraya oturdu, tartışma;
İsmail Hakkı, Karadayı… 28 Şubat darbesi… Karartılan hayatlar… Sürgüne yollanan on binler… 27 Mayıs askeri darbesi… Yassıada… Başbakan Adnan Menderes’in boynuna yağlı ilmek geçirilmesi… Diğer idamlar…

***
Yıldırım Aktuna, hemen her gün gazete sayfalarındaydı. TV’ler Aktuna ile röportaj yapmak için adeta sıraya giriyorlardı.
Siyasette o dönemler, ‘Sarışın Güzel Kadın’ olarak vasıflandırılan Tansu Çiller’in ‘A Takımı’ndaydı. Yalım Erez gibi Aktuna da Çiller’in “sağ kolum” dediği isimlerdendi.

Aradan yıllar geçti…

Aktuna’ya 28 Şubat süreci soruldu, farklı medya mecralarında. Yıldırım Bey, 28 Şubat sürecini, dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ile özel bir sohbetinde konuştuğunu aktarıyor ve Karadayı’ya şu görüşlerini ifade ettiğini aktarıyordu:

“Dedim ki (Karadayı’ya), valla bakın galiba bizi kandırdılar. Medya bizi zorluyordu koalisyonun bozulması için…
Sizi ve bizi acaba gaza mı getirdiler, kandırdılar mı?.. Orayı yıkmak için (Refahyol Hükümeti’ni) üzerine şeriat, irtica-mirtica deyip körükleyip yüklendiler. Müsait malzeme de vardı ellerinde. Sincan’daki olaylar… Erbakan’ın Başbakanlık Konutu’na tarikat başkanlarını, cemaat liderlerini çağırması. Onlar sarıklarla Çankaya’ya çıktılar… Eski konuşmaları alıyor getiriyor, televizyondan veriyor. Bizim Reha Muhtar her gece bunlarla bombardıman ediyor. Bütün bunların sonunda ne bekliyorsun!”
Peki, Karadayı, Aktuna’nın ‘Galiba bizi kandırdılar’ yaklaşımına ne demişti?

Cevap mı? Hayır, herhangi bir cevap vermemişti.

O anda kocaman bir sessizlik olmuştu…

***

Bakanlıktan istifa ederek, Refah-Yol hükümetinin sonlandırılmasında önemli rol oynayan Yıldırım Aktuna, 28 Şubat darbesi sürecinde, hem kendilerinin hem de askerin kandırıldığını ifade etti, farklı platformlarda.

Eski Sağlık Bakanı, bir konuyu da ölmeden kayıtlara geçirmiş, itiraf etmişti;

“28 Şubat sürecinde, istifa etmemiz için basından, bazı medya gruplarından büyük baskı gördük…”

***

28 Şubat darbesinin farklı bir penceresini de eski bir Bakan’ın ifadelerinden yansıtmış oldum…

NE HAYALLER YIKTILAR, NE HAYATLAR!

28 Şubat darbesinde rol alan bazı isimler daha sonraları, “Biz ne yaptık ki, yasalar neyi gerektirdiyse onu uyguladık…” dediler… Hiç utanmadan, hiç sıkılmadan, hiç nedamet belirtisi göstermeden…

Gerçekten de öyle mi? Hiç mi bir şey yapmadılar, gerçekten? Bakalım mı hep beraber;

* Daha gencecik çocuklardı. Hayalleri vardı. Geleceğe dair umutları vardı. Kimi doktor olacak, memleketin en ücra köşesinde halka şifa dağıtacak, kimi mühendis olacak baraj, yol, fabrika temelleri atacak, kimi ilahiyat alanında ülke insanına hizmet verecekti. İmam-hatipli çocuklardan bahsediyorum; 28 Şubat süreci, “katsayı” garabeti ile bu çocukların hayallerini mahvetti, umutlarını tüketti.

* Zira, anılan bu dönemde getirilen uygulama ile imam hatip lisesi mezunu olup da üniversite giriş sınavına giren gençlerden büyük oranda puan kesilmeye başlandı. Neden? İmam hatip mezunları istediği üniversitede okumasın! Kapana kapansınlar. Buharlaşsınlar. Kocaman kocaman siyasetçiler, hatta bazı başbakanlar bile imam hatiplileri “yarasa”ya benzetti! Sadece bu bile yeterli bir insan hakkı ihlali, bir tür hastalık hali değil miydi?

* “Postmodern darbe sürecinde binlerce öğretmen istifa etmek zorunda bırakıldı, binlerce öğretmenin görevine son verildi…
* Eğitim hayatında 600 bin başörtülü öğrencinin okullara ve üniversiteye girmesi engellendi.

* Binlerce askeri personel YAŞ kararlarıyla meslekten ihraç edildi.

* Binlerce kişi fişlendi. Binlerce kişi istemediği halde emekliye sevk edildi.

* Çok iyi hatırlıyorum, bir Başbakanlık Müsteşarı bir gece içinde binlerce memuru sürgün etti…

* “Batı Çalışma Grubu” adı altında neler yapıldı, neler!

* Bazı hesaplamalara göre bu darbe, ülkeye 387 milyar dolara mal oldu… 28 Şubat’ı destekleyen medyaya 3 milyar dolar kredi kullandırıldı. Bunun hesabı soruldu mu? Hayır! Darbenin sivil kanadı halen hesap vermiş değil. Özellikle medya ayağı. Unuttunuz mu o yüzkarası “asparagas” manşetleri?

* Türkiye’nin birinci partisi Refah Partisi bu dönemde kapatıldı.


* Bazı firmalar “yeşil sermaye” adı altında lekelenmeye çalışıldı.

***

28 Şubat darbesi sürecinde etkili olan ve şimdilerde pişkin pişkin “Biz ne yaptık ki!” diyen o isimlere, yukarıdaki satırları hatırlatmak boynumuzun borcudur…

İBRAHİM TİTİZ AĞABEY’DEN NOTLAR…

Tam yazıyı tamamlamıştım ki, yıllarca Erbakan Hocamızın en yakınında bulunan isimlerden İbrahim Titiz ağabeyden bir not, daha doğrusu notlar aldım.

Bu notlar, yukarıdaki yazıyla tam da örtüşüyordu: 28 Şubat darbesinin yıldönümünde ESDER tarafından düzenlenen ‘28 Şubat ve Ticari Hayata Etkileri‘ konulu konferansta tarihi açıklamalarda bulunan Erbakan Hoca şunları ifade edecekti: “Refahyol’un ABD ve İsrail‘in menfaatleriyle uyuşmadığı için Siyonizm tarafından görevden alınması için düğmeye basıldı. ABD Devlet Başkanı Savunma Başdanışmanı Alan Makovsky, bir çalışma yapıp, raporu 300’ler Meclisi’ne sundu, rapor okunduktan sonra da onaylandığı ortaya çıktı.” Gizli ve şifreli olan ABD planı, kısa süre sonra özel kanallardan Türkiye‘ye ulaşınca Erbakan Hoca tarafından kamuoyunda paylaşıldı. Makovsky‘nin hazırladığı plan; daha sonra tarihi 28 Şubat MGK’sında hükümetin önüne getirilen 18 maddelik irtica ile mücadele eylem planının tıpa tıp aynısıydı.

Gizli mektubu ilk kez kamuoyu ile paylaşan Erbakan Hoca, şu yorumu yapmıştı: “Ne planı bekliyor, Ankara’daki Amerikan elçisi? Askeri ihtilali nasıl planlayacak? Askeri ihtilal yapın, başka çaremiz yok diyor. İşte kripto. En gizli tabiriyle bütün önemli büyükelçilere gönderilmiş ve Türkiye nasıl yöneltiliyor, apaçık bir şekilde görüyorsunuz. Neden böyle bir yola saptılar? Çünkü, Refah Partisi, onların tahmin ettiklerinin üzerinde bir efor ve başarı gösterdi. Onlar 350 sene dolar ve piramitle, dünyaya hâkim olmuşlardı…”